Bir Elamet Geldi

Türkiye’de oyun geliştirmek gerçekten ikircikli bir iş. Kimse tam olarak ne yaptığını anlamaz, anlasa ciddiye almaz, ciddiye alsa insan yerine koymaz. Bunun üstüne bir de ülke çapında bilgi ve fikir konusunda korumacı bir bencilliğin genelgeçer iş kültürü olarak kabul edilmesi eklenince, şu sevgili diyarlarda oyun yapmaya çalışmanın toplam ikircik seviyesi gökdelenleri aşıyor haliyle.

Tabii bu çok doğal bir durum aslında. Emeğinin karşılığını doğru düzgün almanın şansa kaldığı ve geleceğin sürekli bir belirsizlikle kaplı olduğu yerde, kimse elindeki en minik avantajı bile kaybetmek istemez. Böyle bir ortamda tecrübelerini anlatmak, bilgilerini aktarmak, fikirlerini ortalığa yaymak, ancak ve ancak bir zaaf yaratabilir – dolayısıyla çoğu zaman en samimi insanların bile içinden gelmez paylaşmak. O korku, o çekingenlik, çoğumuzun içinde derinlerde bekler hep, sebebini bilmesek bile.

Teşekkürler Türkiye \o/

Amma velakin oyun yapımı söz konusu olduğunda bunlar tam anlamıyla geçerli değil her zaman. Ortalama bir iş kolundan farklı olarak, her ne kadar sırtını teknik bilgilere dayasa da, her şeyden çok sanatla ve zanaatle var olan bir meşgale oyun yapmak. Akla gelecek neredeyse bütün diğer işlerden farklı, etkileşime dayalı ve sınırları henüz keşfedilmemiş bir iş. Ve biz, bu ülkedeki oyun üretim niyetlileri, bunun farkına varıyoruz bir süredir.

Son birkaç sene içinde, önceye göre çok daha erişilebilir ve iletişilebilir bir oyun geliştirici komünitesi ortaya çıktı Türkiye’de. Meraklıların ve üretenlerin toplandığı bir çok internet sitesi ve forumlar bir yanda, üretime destek olan çeşitli organizasyonlar ve kuluçka merkezleri bir yanda, bu tür çabalarla yıllar önce başlayan hareketlenme sayesinde bugün bağımsız oyun geliştiricilerinin oluşturduğu aktif topluluklar var; birden fazla üniversitede oyun çalışmaları bölümleri var; oyun üretenleri temsil etmek için elinden geleni yapan bir dernek var; ve en önemlisi, oyunlar üzerine vakit ve kafa harcayıp bundan keyif alan, hem yerel hem küresel çapta işler çıkarmak için uğraşı veren, binbir çeşit insandan oluşan rengarenk bir güruh var.

GDTBlog biraz da bu yüzden var.

Türk oyun sektörü, gerçekten sektör adını hak edecek teknik ve kültürel birikime ulaştı, taşmaya başladı. Özgün işler üreten ve kendini oyun ile ifade etmekten çekinmeyen insanlar, projeler, grupların sayısı giderek artıyor. İşte bu artışın anlık bir heyecanla sınırlı kalmaması için, sıradaki adımların da binbir insan tarafından binbir şekilde atılabilmesi için, bilgi ve fikir paylaşımının sürekliliğini sağlamak gerek. GDTBlog da tam olarak bunu amaçlıyor zaten.

Burada, ülkemiz oyun sektörünün bugünkü devinimini kaybetmeden gelişmesine katkıda bulunacak, oyun yapımında yardımcı ve kolaylaştırıcı bilgileri ve deneyimleri paylaşacak, oyunlar ve oyun geliştirme süreci ile ilgili kaydadeğer fikirleri birbirine çarpıştıracak, ve o an süregelen tartışmaları gündeme taşıyacak her türlü içeriğe yer vermeyi planlıyoruz. Eğer aklınızda böyle bir şey varsa ve burada yer bulmasını istiyorsanız hiç beklemeden bize ulaşın, konuşalım anlaşalım.

Gelirken de bakkaldan soğuk bir kola alın bari. İyi gelir şimdi serin serin.