Oyun Üretimine Dair Mitler ve Korkular

“Türkiye’de oyun geliştirmek gerçekten ikircikli bir iş.” değil. Oyun geliştirmenin acı, özveri, insanüstü çaba, mükemmel disiplin, harika yetenekler veya kusursuz hedefe odaklanma gibi şeyler gerektirdiğine de inanmıyorum. İşlerin karışmaya, akla gelen ilk çözümün çalışmamaya başladığı noktalar olduğunu kabul etmem gerek, ancak, yalın olarak oyun geliştirmek, ortaya bir oyun çıkartıp insanların oynarken eğlendiğini görmek oldukça saf, keyifli ve hiç de “ikircikli” bir iş değil.

Oyun geliştiricilerinin başarı/başarısızlık hikayelerinde yer tutan ya da bir şekilde dışarıdan bakıldığında oyun geliştirmenin etrafında döndüğü düşünülen bu karanlık bulutları biraz inceleyelim.

Devamını okuyun

Hedefsizce Başarmaya Çalışmak: Yapmayın Etmeyin

Yine bir oyun geliştirici etkinliğindeyim. Genç arkadaş heyecanlı, anlatıyor da anlatıyor. Oyun geliştirmenin içine yeni giren pek çok yazılımcı gibi kendi frameworkünün üzerinde oyun yazma uğraşında. Eh, doğal olarak da uzun sürmüş, oyun daha bitmemiş. Soruyorum, “Neden kendi frameworkünü yazmak ile uğraştın?”. Suratından belli biraz bozuluyor. Canı öyle istemiş, öyle daha rahat ediyormuş. Herkesin kendi frameworkünü yazma sevdasını yanlış bulduğumu söylüyorum. Savunmaya geçiyor, ama savunduğu bir tez yok. O frameworkü niye yazdığını o da bilmiyor. Bir hedefi yok.

Bu aslında amatöründen profesyoneline herkesin başına gelebilen bir şey. Oyun geliştirme kreatif ve iteratif bir iş. Bir projeye başladığın nokta ile bitirdiğin nokta arasında dağlar kadar fark oluyor. Çoğu zaman bu iterasyonların arasında kayboluyor insan. Yolunu şaşırıyor, saçmalıyor. En başından sonunu görebilmek büyük bir beceri, disiplin ve deneyim gerektiriyor.
Devamını okuyun

Save The Comet Post-Mortem

Sanırım bir post-mortem yazmanın en zor yanı nereden başlayacağını bilememek olsa gerek. Kısaca ekibimizden ve oyunumuzdan bahsedeceğim ve ardından neleri yanlış yaptık, neleri doğru yaptığımızı sandık ve neden mobil bir oyun yapmak iki sene sürdü sorularına cevap vermeye çalışacağım.

Kısaca Save The Comet’ten bahsedeyim; Save The Comet aslında Global Game Jam 2012’de rastgele belirlenen bir belirlenen bir konu, yani Ouroboros üzerine başladı. Kısıtlı günlerimizin büyük bir kısmını düşünmeye ayırdığımız için oyunu bitirmeye sadece bir gün gibi bir süre kaldı elimizde. Global Game Jam’den özellikle bahsediyor olmamın nedeni ise, normalde düşünmeyeceğiniz fikirleri düşünmenizi ve giremeyeceğiniz risklere girmenizi oldukça kolaylaştırıyor. Save The Comet belki farklı ve ilginç olan oyun mekaniğini Global Game Jam’de yaratılmış olmasına borçludur. Devamını okuyun

Neden Oyun Çıkaramıyoruz?

GDT kurulduğundan beri çıkan sayısız oyun gördük. Ama aslında çıkan oyun sayısı pek de “sayısız” değildi. Aslında, grubumuzdan çıkan oyun sayısı grubumuzdaki insan sayısından daha mı azdı, ne? Belki de post eden, yorum yapan “aktif” insan sayısından bile az?

Yani bu ne demek oluyor: oyuna gönül vermiş, hayatının önemli bir kısmını oyun yapmakla, oynamakla, paylaşmakla, konuşmakla geçiren oyun yapımcıları, oyun çıkarmak konusunda çok zorlanabiliyor. Bu yazı, düştüğümüz hataları genellemeye çalışarak, oyun çıkaramayan bünyelere kırbaç olup inmeye çalışacak. Devamını okuyun

Oyun Üretiminde Bir Alternatif Yol

Bu yazıda, 2012 Kasım ayında bir game jam sonrasında “Bir günde 10 bölüm çıkardık, 1 ay kassak biter” diyerek başlayıp ancak 2013 Eylül’de bitirerek yayına açtığımız güzide oyunumuz “Cosmoplan : A Space Puzzle” sonrasında, “Ben nerede hata yaptım?”, “Bir sonraki oyunumda ne yapmalıyım?” ve “Bir daha oyun yapmalı mıyım?” sorularına verdiğim cevapları sizinle paylaşacağım.

Bu uzun cümle ile sizi uzun bir yazının bekleyeceğinin sinyalini almışsınızdır. Bu yazı aslen GDT’de Kürşad Karamahmutoğlu’nun “Her oyununu yapan golünü yiyip oturuyor, pratik tecrübelerinizi paylaşın da biz de aynı golü yemeyelim” teklifi üzerine yazılmış, şimdi de biraz eli yüzü düzeltilip, detaylandırılıp atladığım alt başlıkları da kapsayacak şekilde yeniden kaleme alınmıştır. Yazdıklarım tamamiyle kişisel görüş olup, ekibe, sureci yöneten kişiye göre değişiklik gösterebilecek konulardır.
Devamını okuyun

Alışveriş Listesi Sorunu

Oyunlar ve oyun geliştirmeyle ilgili Türkçe topluluklarda ve diğer internet köşelerinde çoklukla rastlanan bir tartışma konusu var: Türkiye’den neden hiç X çıkmıyor? X yerine çoğunlukla MMO konsa da, bu cümlenin bir oyunu niteleyebilecek her türlü sıfatla en az bir kere kurulmuş olduğunu varsayabilirsiniz. Fakat bu soru, hiçbir zaman iç rahatlatıcı ve nihai bir cevaba yol vermemekle birlikte, verse bile hiç kimse için hiçbir işe yaramayacağı kesin bir soru. Bu soru, yanlış bir soru. Doğru olan ise Türkiye’de olmayanları değil, olabilecekleri tartıştıran bir soru:

Türkiye’den ne çıkar?

Devamını okuyun

Bir Elamet Geldi

Türkiye’de oyun geliştirmek gerçekten ikircikli bir iş. Kimse tam olarak ne yaptığını anlamaz, anlasa ciddiye almaz, ciddiye alsa insan yerine koymaz. Bunun üstüne bir de ülke çapında bilgi ve fikir konusunda korumacı bir bencilliğin genelgeçer iş kültürü olarak kabul edilmesi eklenince, şu sevgili diyarlarda oyun yapmaya çalışmanın toplam ikircik seviyesi gökdelenleri aşıyor haliyle.

Tabii bu çok doğal bir durum aslında. Emeğinin karşılığını doğru düzgün almanın şansa kaldığı ve geleceğin sürekli bir belirsizlikle kaplı olduğu yerde, kimse elindeki en minik avantajı bile kaybetmek istemez. Böyle bir ortamda tecrübelerini anlatmak, bilgilerini aktarmak, fikirlerini ortalığa yaymak, ancak ve ancak bir zaaf yaratabilir – dolayısıyla çoğu zaman en samimi insanların bile içinden gelmez paylaşmak. O korku, o çekingenlik, çoğumuzun içinde derinlerde bekler hep, sebebini bilmesek bile.

Teşekkürler Türkiye \o/

Devamını okuyun